Çukurambar, Çankaya / Ankara 0312 284 60 63 bilgi@hayfahukuk.com Pazartesi – Cuma: 09:00 – 18:00

10. Hukuk Dairesi E. 2019/3579 K. 2019/6412

Karar Tarihi: 23 Eylül 2019 · T.C. Yargıtay Emsal Kararı

Yargıtay Dairesi 10. Hukuk Dairesi
Esas Numarası 2019/3579
Karar Numarası 2019/6412
Karar Tarihi 23 Eylül 2019

Yargıtay Hükmü: HÜKMÜN BOZULMASINA

Bu karar hakkında hukuki değerlendirme ve emsal dosya takibi için avukatlarımızla görüşebilirsiniz.

Anahtar Kelimeler: #çek

Karar Özeti

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrası hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.09.2019 günü oybirliği ile karar verildi.

Karar Tam Metni

Yeni Arama
T.C. Yargıtay
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/3579 Karar No: 2019/6412 Karar Tarihi: 23 Eylül 2019
10. Hukuk Dairesi Esas No: 2019/3579 Karar No: 2019/6412 Karar Tarihi: 23.09.2019 10. Hukuk Dairesi         2019/3579 E.  ,  2019/6412 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrası hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesi uyarınca; "Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Aynı Kanunun 294-301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Kanunun 297. maddesinin (2). fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294. maddenin (4) fıkrasındaki “zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir.” hükmü gereği zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 ve 297’inci maddelerine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa'nın 141’inci maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Davaya konu somut olayda; Kurum tarafından, denetmen raporuna dayalı olarak 01.01.2008-31.12.2008 tarihleri arasında davacı işyerinden bildirimleri yapılmayan 38 kişi ile ilgili olarak ilgili meslek odasından bildirilen emsal ücretler esas alınarak prime esas kazanç belirlemesi yapılarak davacı işverenden ek bildirimlerin yapılması talep edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılamada; davacı işverenden ek bildirimleri talep edilen çalışanların, davacı şirkete verdikleri taahhütnameler, istifa dilekçeleri ve denetledikleri alanlar dikkate alınmak suretiyle, ...'ın çalışmadıkları tespit edilmiş, ... (kısa kararda sehven hilal kaptan yazılmış),...dışında kalan çalışanların çalıştıkları tespiti yapılarak banka vasıtasıyla işveren tarafından yapılan ödemeler gibi prime esas kazançlarının tespiti gerektiği, ... (kısa kararda sehven hilal kaptan yazılmış), ... ...'ın ise yine çalıştıkları tespiti yapılarak davacı işveren işyerinde daimi olarak çalışanların ücretleri emsal alınarak prime esas kazançlarının tespiti gerektiği değerlendirmesi yapılmıştır. 27.12.2017 tarihli gerekçeli kararın hüküm fıkrasında;" Davanın KISMEN KABULÜNE; Davaya konu davalı SGK tarafından düzenlenmiş 16.02.2010 tarihli 106452 / ...İ.R. 05 nolu inceleme raporunda davacı işverenden ek aylık prim hizmet belgelerinin istenmesine yönelik kurum işleminin hükme esas alınan bilirkişi heyetinin 05.10.2017 tarihli raporu doğrultusunda çalışması tespit edilemeyen ... isimli kişiler ve ...dışındaki çalışanlar açısından İPTALİNE, bu çalışanlar açısından davacının davasının REDDİNE "şeklinde karar verilmiş,... hakkındaki Kurum işlemi yönünden iptal kararı mı yoksa red kararı mı verildiği ,"bu çalışanlar ifadesinden kimler hakkında davanın reddine karar verildiği anlaşılamamaktadır. 27.12.2017 tarihli gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise; Gerekçeli kararın gerekçe kısmında, bir kısım çalışanların çalışmadıkları tespiti yapılmış olmasına rağmen, kısa kararda davanın reddine karar verildiği, gerekçe kısmında davanın reddi gerektiği tespiti yapılan bir kısım çalışanlarla ilgili kısa kararda Kurum işleminin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, infaza elverişli ve çelişkiden uzak hüküm tesis edilmelidir. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönler incelenmeksizin bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.09.2019 günü oybirliği ile karar verildi.

Bu Karar veya Benzeri Uyuşmazlığınız İçin Danışmanlık Alın

Av. Halil ÖZYOLCU ve Av. Can KIZILYAR ile dosyanızın durumunu ve haklarınızı değerlendirebilirsiniz.

Hemen Arayın Randevu Alın

Hukuki bir sorununuz mu var?

Uyuşmazlığınızı dinleyelim, haklarınızı ve izlenebilecek yolları birlikte değerlendirelim.