Çukurambar, Çankaya / Ankara 0312 284 60 63 bilgi@hayfahukuk.com Pazartesi – Cuma: 09:00 – 18:00

12. Hukuk Dairesi E. 2011/32218 K. 2012/16235

Karar Tarihi: 10 Mayıs 2012 · T.C. Yargıtay Emsal Kararı

Yargıtay Dairesi 12. Hukuk Dairesi
Esas Numarası 2011/32218
Karar Numarası 2012/16235
Karar Tarihi 10 Mayıs 2012

Yargıtay Hükmü: HÜKMÜN BOZULMASINA

Bu karar hakkında hukuki değerlendirme ve emsal dosya takibi için avukatlarımızla görüşebilirsiniz.

Anahtar Kelimeler: #boşanma #nafaka #icra takibi

Karar Özeti

İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 07/10/2011 NUMARASI : 2011/858-2011/1055 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için  Tetkik Hakimi tarafından  düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından, borçlu hakkında İstansul 2.Aile Mahkemesi'nin 30.09.2010 tarihli boşanma ilamı ile hükmedilen nafaka alacağından dolayı ilamlı takibe başlandığı, borçlu icra mahkemesine başvurarak, nafaka borcuna mahsuben yapılan 8.345 TL ödemenin mahsup edilmediğini, bu miktar üzerinden icra takibinin kısmen iptaline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece istem kabul edilmiştir. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 10/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Tam Metni

Yeni Arama
T.C. Yargıtay
12. Hukuk Dairesi
Esas No: 2011/32218 Karar No: 2012/16235 Karar Tarihi: 10 Mayıs 2012
12. Hukuk Dairesi Esas No: 2011/32218 Karar No: 2012/16235 Karar Tarihi: 10.05.2012 12. Hukuk Dairesi         2011/32218 E.  ,  2012/16235 K. MAHKEMESİ : İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 07/10/2011 NUMARASI : 2011/858-2011/1055 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için  Tetkik Hakimi tarafından  düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından, borçlu hakkında İstansul 2.Aile Mahkemesi'nin 30.09.2010 tarihli boşanma ilamı ile hükmedilen nafaka alacağından dolayı ilamlı takibe başlandığı, borçlu icra mahkemesine başvurarak, nafaka borcuna mahsuben yapılan 8.345 TL ödemenin mahsup edilmediğini, bu miktar üzerinden icra takibinin kısmen iptaline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece istem kabul edilmiştir. Dosyada bulunan banka dekontu ile nafakaya mahsuben okul ücretinin yatırılacağını belirten 01.02.2011 tarihli protokol başlıklı belgenin incelenmesinde; anılan belgenin alacaklı ile borçlu arasında tanzim edilmeyip sadece üçüncü kişinin imzasını taşıyan her zaman düzenlenebilecek bir belge niteliğinde olduğu, banka dekontunda ise  nafaka borcuna ilişkin olarak yatırıldığına dair bir açıklama bulunmadığı gibi, paranın alacaklının hesabına değil, tarafların müşterek çocuklarının okuduğu okul hesabına yatırıldığı görülmektedir. Dairemizin önceki uygulamalarında, sunulan ödeme belgelerinin geçerli olabilmesi için açıkça nafaka borcuna atfen yapıldığının yazılı olması gerektiği koşulu aranırken, içtihat değişikliğine gidilerek, ödemelerin belirli kıstaslar dahilinde yapılması halinde, nafaka borcundan mahsubu gerekeceği ilkesi benimsenmeye başlanmıştır. Buna göre yapılan ödemelerde hükmolunan aylık nafaka miktarı ve bu miktarın katları şeklinde ödemeler görünüyor ise, ödeme belgelerinde nafaka borcuna ilişkin olduğuna dair atıf olmasa dahi bu ödemelerin de nafaka borcundan mahsubunun hakkaniyet kurallarına uygun düşeceğinin kabulü gerekir. Zira işleyen nafaka borcu bulunan bir borçlunun yaptığı ödemelerin bu borç dışında ahlaki bir ödeme olduğunu kabul etmek hak kaybına neden olacaktır. Aksi halin kabulü, aşırı şekilcilik olup, hak zayiine ve mükerrer ödemelere neden olacağından kabulü mümkün değildir. Hal böyle olunca yukarıdaki kıstaslara uygun olarak borçlu tarafça takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde yapılan tüm ödemelerin (açıkça alacaklı tarafça nafaka dışındaki bir alacağa ilişkin olduğu ispat edilmediği sürece), ödeme belgesinde nafaka borcuna mahsuben yapıldığına dair açık atıf olmasa dahi nafaka borcuna mahsuben yapıldığı kabul edilmelidir. Diğer taraftan, takibin kesinleşmesinden önceki dönemde yapılan ödemelerin ise, ahlaki ödevin ifası olarak değerlendirilip nafaka borcundan mahsup edilemeyeceği düşünülmelidir. Mahkemece yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda dairemizin yeni görüşüne atıf yapılarak hüküm kurulmuşsa da ödemelerin tamamının belirtilen kıstaslara uygun düşmediği,  nafakaya mahsuben okul ücretinin yatırılacağını belirten protokol başlıklı belge alacaklı ile borçlu arasında tanzim edilmeyen, borçluya üçüncü kişi tarafından verilmiş ve her zaman düzenlenmesi mümkün olan bir belge niteliğinde olduğu gibi, banka dekontunda da nafaka borcuna ilişkin olarak yatırıldığına dair bir açıklamanın bulunmadığı görülmektedir. O halde mahkemece nafaka borcu için ödendiği açıklamasını içermeyen, alacaklının hesabına yatırılmayan, aylık nafaka miktarı ve bu miktarın katları şeklinde de olmayan,  takibin kesinleşmesinden önceki dönemde yapılan ödemelerin, ahlaki ödeme olarak kabulü ile nafaka borcundan mahsup edilmemesi gerekirken, istemin tümden kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ  : Alacaklının  temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 10/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.        

Bu Karar veya Benzeri Uyuşmazlığınız İçin Danışmanlık Alın

Av. Halil ÖZYOLCU ve Av. Can KIZILYAR ile dosyanızın durumunu ve haklarınızı değerlendirebilirsiniz.

Hemen Arayın Randevu Alın

Hukuki bir sorununuz mu var?

Uyuşmazlığınızı dinleyelim, haklarınızı ve izlenebilecek yolları birlikte değerlendirelim.