Çukurambar, Çankaya / Ankara 0312 284 60 63 bilgi@hayfahukuk.com Pazartesi – Cuma: 09:00 – 18:00

22. Hukuk Dairesi E. 2011/14286 K. 2012/13953

Karar Tarihi: 19 Haziran 2012 · T.C. Yargıtay Emsal Kararı

Yargıtay Dairesi 22. Hukuk Dairesi
Esas Numarası 2011/14286
Karar Numarası 2012/13953
Karar Tarihi 19 Haziran 2012

Yargıtay Hükmü: HÜKMÜN BOZULMASINA

Bu karar hakkında hukuki değerlendirme ve emsal dosya takibi için avukatlarımızla görüşebilirsiniz.

Anahtar Kelimeler: #kıdem tazminatı #işe iade #icra takibi #çek #sözleşme

Karar Özeti

İş Mahkemesi TARİHİ : 26/11/2008 NUMARASI : 2006/751-2008/633 Davacı vekili, işe iade davası sonrası davalı işçinin işe başlaması için yapılan tebligata rağmen işe başlamadığını, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ve diğer hakların karşılığı icra takibine başlanıldığını, süresinde itiraz yoluna başvurulmaması sebebiyle takibin kesinleştiği, talep edilen miktarın icra dosyasına yatırıldığını, icra dosyasına  yatırılan 53.235,52 TL miktarda borç olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı işçi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. SON UÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 900,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Tam Metni

Yeni Arama
T.C. Yargıtay
22. Hukuk Dairesi
Esas No: 2011/14286 Karar No: 2012/13953 Karar Tarihi: 19 Haziran 2012
22. Hukuk Dairesi Esas No: 2011/14286 Karar No: 2012/13953 Karar Tarihi: 19.06.2012 22. Hukuk Dairesi         2011/14286 E.  ,  2012/13953 K. MAHKEMESİ : İstanbul 1. İş Mahkemesi TARİHİ : 26/11/2008 NUMARASI : 2006/751-2008/633 Davacı vekili, işe iade davası sonrası davalı işçinin işe başlaması için yapılan tebligata rağmen işe başlamadığını, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ve diğer hakların karşılığı icra takibine başlanıldığını, süresinde itiraz yoluna başvurulmaması sebebiyle takibin kesinleştiği, talep edilen miktarın icra dosyasına yatırıldığını, icra dosyasına  yatırılan 53.235,52 TL miktarda borç olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama aşamasında kesinleşen icra dosyasına yatırılan meblağın işçi tarafından tahsil edilmesi nedeniyle talep konusu istirdat davasına dönüştürülmüştür. Davalı işçi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın  kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı  yasal süresi içinde davacı temyiz etmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesinin 5. fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçeri bir feshin sonuçlarını doğurur. 4857 sayılı Kanun'da işçinin şahsen başvurması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. İşçi, işe başlatılma konusundaki iradesini bizzat işverene iletebileceği gibi, vekili ya da üyesi olduğu sendika aracılığı ile de ulaştırabilecektir. İşveren işe iade için başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. Aksi halde en az dört, en çok sekiz aylık ücret tutarında belirlenen iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süreye ait en çok dört aya kadar ücret ve diğer hakları ödenmelidir. İşçinin işe iade yönündeki  başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için  yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez.  İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda  işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Kanun'un  21/5. maddesine göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir. İşe iade yönündeki başvurunun on iş günü içinde işverene  bildirmesi gerekmekle birlikte tebligatın postada gecikmesinden işçinin sorumlu olması  düşünülemez.  İşverenin de işçinin işe başlama isteğinin kabul edildiğini bir ay içinde işçiye bildirmesi gerekmekle birlikte, tebligat sorunları sebebiyle bildirimin süresi içinde yapılamaması halinde bundan işveren sorumlu tutulamaz. İşverence yasal süre içinde gönderilmiş olsa da,  işçinin bir aylık işe başlatma süresi aşıldıktan sonra eline geçen bildirim üzerine makul bir süre içinde işe başlaması gerekir. Burada makul süre işçinin işe daveti içeren bildirim anında işyerinin bulunduğu yerde ikamet etmesi durumunda en fazla iki günlük süre olarak değerlendirilebilir. İşçinin işe iadeyi içeren tebligatı işyerinden farklı bir yerde alması halinde ise, 4857 sayılı Kanun'un  56. maddesinin son fıkrasında izinler için öngörülen en çok dört güne kadar yol süresi makul süre olarak değerlendirilebilir. Bu durumda işçinin en fazla dört gün içinde işe başlaması beklenmelidir. Dosya içerisinde bulunan kesinleşen işe iade dosyası incelendiğinde, işçinin iş sözleşmesinin iki bankanın birleşmesi sebebiyle işçiye birleşen bankada çalıştığı kurumsal pazarlama daire başkanlığı pozisyonu yerine başka bir görev teklif edildiği bunun kabul edilmemesi nedeniyle işverence geçerli sebeple feshedildiği, ancak yapılan yargılama sonrası işverence yapılan feshin geçersizliğine işçinin işe  iadesine karar verildiği, verilen kararın kesinleştiği görülmektedir. Somut olayda, kesinleşen işe iade kararı  üzerine  işçi, işverene işe iade başvurusunda bulunmuş, işveren bir aylık süre içerisinde işgörene ve vekiline noterden çektiği ihtarlar ile kurumsal pazarlama daire başkanlığı pozisyonunda işçiye  işbaşı yapmasını bildirmiştir. Bu durumda, işverence kanuni süre içinde gönderilmiş davet üzerine davacı işçinin süre içinde işe başlaması gerekir. Oysa, davacı işçi, işe başlamak için işyerine gitmediği ve başka bir bankada müdür olarak çalıştığı uyuşmazlık konusu değildir. Bu sebeplerle, işçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda  işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Kanun'un  21/5. maddesine göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süreye ait ücret alacağı talebi mümkün olmaz. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın  karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.  O halde, davalının  bu yönü amaçlayan  temyiz itirazı kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SON UÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 900,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.                 

Bu Karar veya Benzeri Uyuşmazlığınız İçin Danışmanlık Alın

Av. Halil ÖZYOLCU ve Av. Can KIZILYAR ile dosyanızın durumunu ve haklarınızı değerlendirebilirsiniz.

Hemen Arayın Randevu Alın

Hukuki bir sorununuz mu var?

Uyuşmazlığınızı dinleyelim, haklarınızı ve izlenebilecek yolları birlikte değerlendirelim.