Çukurambar, Çankaya / Ankara 0312 284 60 63 bilgi@hayfahukuk.com Pazartesi – Cuma: 09:00 – 18:00

11. Hukuk Dairesi E. 2014/424 K. 2014/1769

Karar Tarihi: 3 Şubat 2014 · T.C. Yargıtay Emsal Kararı

Yargıtay Dairesi 11. Hukuk Dairesi
Esas Numarası 2014/424
Karar Numarası 2014/1769
Karar Tarihi 3 Şubat 2014

Yargıtay Hükmü: HÜKMÜN BOZULMASINA

Bu karar hakkında hukuki değerlendirme ve emsal dosya takibi için avukatlarımızla görüşebilirsiniz.

Anahtar Kelimeler: #temerrüt #ihtiyati haciz #çek #sözleşme

Karar Özeti

Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/07/2013 tarih ve 2013/311-2013/312 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen vekili, müvekkili bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının muaccel olmasına rağmen ödenmediğini ileri sürerek alacağın tahsilinin temini bakımından borçluların yeteri kadar menkul, gayrimenkul ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyaten haciz konulmasını talep etmiştir. maddeleri gereğince talebin muaccel olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın yukarıda yazılı nedenle ihtiyati haciz isteyen yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.02.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Karar Tam Metni

Yeni Arama
T.C. Yargıtay
11. Hukuk Dairesi
Esas No: 2014/424 Karar No: 2014/1769 Karar Tarihi: 3 Şubat 2014
11. Hukuk Dairesi Esas No: 2014/424 Karar No: 2014/1769 Karar Tarihi: 03.02.2014 11. Hukuk Dairesi         2014/424 E.  ,  2014/1769 K. MAHKEMESİ: İSTANBUL 47. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/07/2013 NUMARASI : 2013/311-2013/312 İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/07/2013 tarih ve 2013/311-2013/312 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: İhtiyati haciz isteyen vekili, müvekkili bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının muaccel olmasına rağmen ödenmediğini ileri sürerek alacağın tahsilinin temini bakımından borçluların yeteri kadar menkul, gayrimenkul ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyaten haciz konulmasını talep etmiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, alacaklının talebinin borçlu F.. V.. yönünden kabulüne, diğer borçlu yönünden TBK'nın 586. ve 590. maddeleri gereğince talebin muaccel olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Kararı ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir. İstem, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan ihtiyati hacze ilişkin olup, mahkemece asıl borçlu yönünden talebin kabulüne, kefil yönünden ise yukarıda anılan gerekçe ile reddine karar verilmiştir. Ancak, dosya kapsamında bulunan belgelerden, talep eden bankanın, kat ihtarnamesini asıl borçlu ve kefilin bankaya bildirdikleri adreslerine tebliğe çıkarıldığından İcra İflas Kanunu'nun 68/b maddesi uyarınca kat ihtarnamesinin borçlu ve kefile tebliğ edildiğinin ve asıl borçluya yapılan tebliğe rağmen borcun ödenmemesi sebebiyle kefil yönünden de TBK'nın 586. maddesindeki koşulun oluştuğunun kabulü gerekir. Bu itibarla, talebe konu borcun kefil bakımından da istenebilir olduğu kabul edilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kefil yönünden talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın yukarıda yazılı nedenle ihtiyati haciz isteyen yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.02.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Türk Borçlar Kanunu'nun kabul ettiği sisteme göre, ifada geciken esas borçlu ihtar edilmeden kefile başvurulamayacaktır. İfada geciken esas borçlunun ihtar edilmesi gerekliliğini anlamlandırırken, borçlu temerrüdüne ilişkin düzenlemeden (TBK. madde 117 vd.) farklı bir değerlendirme yapılmalıdır. Esas borçlunun ifada gecikmesi temerrüde düşme anlamına gelmediği gibi, yapılması gereken ihtar da bir temerrüt ihtarı değildir. Esas borçlu edimini yerine getirmede temerrüde düşmüş değil, sadece gecikmiş olmalıdır. Esas borçlunun gecikmesinden söz edilmesi için, kuşkusuz, esas borcun muaccel olması gerekir. Muaccel olmasına rağmen esas borç ifa edilmemişse, esas borçlu ifada gecikmiş sayılır. Esas borcun muaccel olması alacaklı tarafından süre içeren bildirimde bulunulmasını gerektiriyorsa, bu bildirimin esas borçludan başka müteselsil kefile de yapılması gerekir (TBK madde 590/3). Kefile bildirim yapılmadığı sürece, esas borçluya yapılan bildirimde belirlenen süre kefil için işlemeye başlamaz. Şu halde, muacceliyet bildiriminden habersiz olan müteselsil kefil için esas borcun ifasında bir gecikme olduğu kabul edilmeyecektir. Müteselsil kefile başvurulabilmesi için esas borçluya yapılması gereken ihtarın, esas borç muaccel olduktan sonra yapılması zorunludur. Muacceliyetten önce yapılan bir ihtarın, muacceliyet gerçekleştikten sonra ayrıca ihtar yapılmaksızın müteselsil kefile başvurulmasını sağlayıcı etkisi olmaz. Müteselsil kefile başvurulabilmesi için esas borçlunun sonuçsuz kalacak biçimde ihtar edilmesi gerekliliğini arayan TBK m. 586/1, bu yönüyle emredicidir. Şu halde müteselsil kefil esas borçlunun ihtar edilmesi gerekliliğinden peşin olarak vazgeçemez. TBK. m. 586/1. uyarınca yapılacak ihtarın bir temerrüt ihtarı olmadığı buradan bellidir. Alacaklının sözleşmede kararlaştırılan yetkisine dayanarak esas borçluya muacceliyet bildiriminde bulunması durumunda bu bildirimde belirtilen süre geçince ihtarsız temerrüt gerçekleşir. Bu olasılıkta da temerrüt için ihtar aranmayacak olmakla birlikte, müteselsil kefile başvurulabilmesi esas borçlunun ihtar edilmesine bağlı olacaktır. Yine borcun ödenmesi için belirli vadenin saptanması durumunda, vadenin gelmesi ile temerrüt gerçekleşir ise de, müteselsil kefile başvurulması için esas borçlunun ihtar edilmesi gerekliliğini ortadan kaldırmaz. İfada geciken esas borçluya yapılması gereken ihtarda, ifanın gerçekleştirilmesinin istenmesi yeterlidir. Esas borçluya yapılması gereken ihtar bir geçerlilik şekline bağlı değildir. İspat kolaylığı bakımından yazılı şekilde yapılması yararlıdır. İhtarın etkisini göstermesi ve müteselsil kefile başvurulmasını mümkün kılması için, esas borçluya ulaşması gerekir (Doç. Dr. Burak Özen, Kefalet Sözleşmesi S.295/299, Prof. Dr. Mustafa Alper Gümüş Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Cilt II S. 347/348). Yukarıdaki açıklamalar karşısında 08.02.2013 tarihli kat ihtarının İİK'nın 68/b maddesi uyarınca tebliği edildiğinin kabulü ile kat ihtarını TBK. 586/1. maddesindeki uyarı olarak niteleme olanağı bulunmadığından, yerel mahkemenin ihtiyati haciz isteminin reddine ilişkin kararının, onanması görüşündeyim, bu nedenle çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Bu Karar veya Benzeri Uyuşmazlığınız İçin Danışmanlık Alın

Av. Halil ÖZYOLCU ve Av. Can KIZILYAR ile dosyanızın durumunu ve haklarınızı değerlendirebilirsiniz.

Hemen Arayın Randevu Alın

Hukuki bir sorununuz mu var?

Uyuşmazlığınızı dinleyelim, haklarınızı ve izlenebilecek yolları birlikte değerlendirelim.