Yargıtay Dairesi
4. Ceza Dairesi
Esas Numarası
2022/13262
Karar Numarası
2025/12596
Karar Tarihi
3 Temmuz 2025
Karar Özeti
TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; dava konusu paylaşımların müvekkili tarafından yapıldığına dair her türlü şüpheden uzak kesin inandırıcı delil bulunmadığına, bozma ilamı sonrası savunma alınmadan hüküm kurulmasının savunma hakkının ihlali olduğuna, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 216/2. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama ve hakaret suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik olarak Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304.
4. Ceza Dairesi
Esas No: 2022/13262
Karar No: 2025/12596
Karar Tarihi: 03.07.2025
4. Ceza Dairesi 2022/13262 E. , 2025/12596 K.
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1172 E., 2021/1291 K.
SUÇLAR : Cumhurbaşkanına hakaret, hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama ve hakaret suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik olarak Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; dava konusu paylaşımların müvekkili tarafından yapıldığına dair her türlü şüpheden uzak kesin inandırıcı delil bulunmadığına, bozma ilamı sonrası savunma alınmadan hüküm kurulmasının savunma hakkının ihlali olduğuna, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 216/2. maddesi kapsamında bir eyleminin bulunmadığına, ifade özgürlüğü gözetilmeden 5237 sayılı Kanun'un 299 ve 125/3-a maddeleri uyarınca sanığın cezalandırılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna resen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1.İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2018 tarih 2017/212 Esas ve 2018/461 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında üzerine atılı suçlar yönünden beraatine hükmolunduğu, bu kararın sadece katılanlar vekilleri tarafından istinaf edildiği, katılanlar vekillerinin sanık hakkında halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçundan verilen beraat hükmünü istinafa hak ve yetkilerinin olmadığı ve istinaf edilmeyen bu hükmün kesinleştiği gözetilmeden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin 07.11.2019 tarih 2019/140 Esas ve 2019/402 Karar sayılı kararıyla Cumhurbaşkanına hakaret ve hakaret suçu ile birlikte halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu da incelenerek bozma kararı verildiği ve yargılamaya devamla İlk Derece Mahkemesinin 23.01.2020 tarihli 2019/1518 Esas ve 2020/122 Karar sayılı kararıyla verilen halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçundan sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 21.10.2021 tarih 2021/1172 Esas ve 2021/1291 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmakla; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin 07.11.2019 tarih 2019/140 Esas ve 2019/402 Karar sayılı halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçuna yönelik olarak verilen bozma kararının hukuki değerden yoksun olduğu gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,
2.Tek eylemle Cumhurbaşkanına hakaret ile 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçlarının birlikte işlenmesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesi gereğince daha ağır ceza içeren 5237 sayılı Kanun'un 299. maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden, ayrı ayrı ceza tayin edilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.07.2025 tarihinde karar verildi.