Çukurambar, Çankaya / Ankara 0312 284 60 63 bilgi@hayfahukuk.com Pazartesi – Cuma: 09:00 – 18:00

16. Ceza Dairesi E. 2017/1515 K. 2017/4760

Karar Tarihi: 6 Temmuz 2017 · T.C. Yargıtay Emsal Kararı

Yargıtay Dairesi 16. Ceza Dairesi
Esas Numarası 2017/1515
Karar Numarası 2017/4760
Karar Tarihi 6 Temmuz 2017

Yargıtay Hükmü: HÜKMÜN ONANMASINA

Bu karar hakkında hukuki değerlendirme ve emsal dosya takibi için avukatlarımızla görüşebilirsiniz.

Anahtar Kelimeler: #çek #sözleşme

Karar Özeti

belediye başkan yardımcısı olarak görev yapan sanık ...'nin, PKK terör örgütü yöneticilerinin talimatı veya KCK sözleşmesi çerçevesinde gerçekleştirdiği ve siyasi parti çalışması olarak değerlendirilemeyecek nitelikteki süreklilik çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemlerinin var olduğu tespit edilmekle, yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 06.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Tam Metni

Yeni Arama
T.C. Yargıtay
16. Ceza Dairesi
Esas No: 2017/1515 Karar No: 2017/4760 Karar Tarihi: 6 Temmuz 2017
16. Ceza Dairesi Esas No: 2017/1515 Karar No: 2017/4760 Karar Tarihi: 06.07.2017 16. Ceza Dairesi         2017/1515 E.  ,  2017/4760 K. Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Terör örgütüne üye olma Hüküm : Her iki sanık hakkında TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK'nın 62, 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Siyasi partiler Anayasamızın 68/2. maddesinde vurgulandığı gibi, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi partiye üye olma ve bir siyasi partinin çatısı altında siyasi faaliyetlerde bulunma örgütlenme özgürlüğü kapsamında iken, özgürlüğün topluca kullanımı bağlamında ifade özgürlüğü ile de ilişkilidir. Ülkeyi yönetmeye talip olan partilerin halkın sorunlarını vurgulamak, Hükümetin ve yöneticilerin hatalı ve eksik gördüğü uygulamalarına ilişkin eleştiri yapmak, görüş ve düşüncelerini açıklamak doğal görevleri içindedir. Demokrasilerde özgürlüklerle doğrudan ilişkili olan ve yüksek bir meşruiyete sahip bulunan siyasi partilere üye olma ve siyasi faaliyette bulunma özgürlüğünün, başka özgürlükler gibi; terör örgütlerince kötüye kullanılmak istenebileceği açıktır. Nitekim bir takım siyasi faaliyetteki asıl hedef ve amaçların, açıklanan hedef ve amaçlardan daha başka olabileceği gibi, asıl hedef ve amaçların gizlenebileceği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin “yazar ve diğerleri” kararında da vurgulanmıştır. Bir faaliyetin siyasi faaliyet/örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilmesi ve Anayasa ile sözleşmenin korunmasından yararlanabilmesi için gerçekleştirilmekte olduğu bağlam ile birlikte cebir ve şiddet ile ilişkisi, kullanılan yöntem ve takip edilen amacın hukuk ve demokrasi kurallarına uygun olup olmadığı ve bir terör örgütü ile amaç veya yöntem bakımından ya da yapısal bir bağlantısının bulunup bulunmadığına bakılmalı ve Avrupa İnsan Haklan Mahkemesinin 17.07.2001 tarihli “Sadak ve diğerleri” kararında yaptığı ayrım da dikkate alınmalıdır. Mevzuatımız açısından değerlendirme yapıldığında; T.C. Anayasasının değiştirilemeyen ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen 3. maddesinde "Türkiye Devleti, Ülkesi ve Milletiyle bölünmez bir bütündür." ifadesine yer verilmiştir. Yine 14/1. maddesinde "Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerin hiçbiri, Devletin, Ülkesi ve Milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz." şeklinde, hak ve hürriyetlerin hangi koşullarda sınırlandırılacağına yer verilmiştir. Uluslararası sözleşmeler ile hukuk belgelerinin Devlet, ülke ve ulus bütünlüğünü bozmayı hedefleyen eylemlere cevaz vermediği görülmektedir. Nitekim İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 29. maddesinin 3. bendinde "bu hak ve hürriyetler hiçbir veçh ile Birleşmiş Milletlerin amaç ve prensiplerine aykırı kullanılamaz" 30. maddesinde ise "iş bu beyannamenin hiçbir hükmü herhangi bir Devlete, zümreye ya da ferde bu beyannamede ilan olunan hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette bulunma hakkını verir şekilde yorumlanamaz." Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1. maddesinin 2. fıkrasında "bu hakların kullanılması demokratik bir toplulukta zaruri tedbirler mahiyetinde olarak milli güvenliğin, sağlığın ve ahlakın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması için ancak kanunla tahdide tabi tutulur." 17. maddesinde ise; bu sözleşme hükümlerinde hiçbiri bir Devlete, topluluğa ve ferde, işbu sözleşmede tanınan hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya burada öngörüldüğünden daha geniş ölçüde sınırlamalara uğratılmasına yönelik bir etkinliği girişme ya da eylemde bulunma hakkını sağlar biçimde yorumlanamaz." Helsinki nihai senedinde; "Devletlerin egemen eşitlikleri ve egemenliğin özündeki haklara saygı, sınırların dokunulmazlığı, Devletlerin toprak bütünlüklerine saygı ve içişlerine karışmama ilkelerine yer verildiği, Paris şartında ise; "güvenlik" bölümünde "katılan devletlerin bağımsızlığını, egemen eşitliğini ya da toprak bütünlüğünü ihlal eden faaliyetlere karşın demokratik konumları savunmak hususunda işbirliği yapmaya azimliyiz. Bu faaliyetlere dışarıdan yapılan tazyik, cebir ve yıkıcılık için gayrimeşru faaliyetler dahildir." ifadelerine yer verilmiştir. Anayasamızın 68. maddesi ve Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin 11. maddesi ile tanınan siyasi partilere üye olma ve siyasi faaliyette bulunma özgürlüğünün kötüye kullanımı Anayasamızın 14/2. maddesinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 17. maddesi uyarınca yasaklanmıştır. Görüldüğü üzere, uluslararası sözleşmeler ve belgelerde Devletin birliği ve ülke bütünlüğünün koruma altına alındığı, bir hakkın kötüye kullanılmasının da meşru görülmediği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında; ... ilçe başkanı olan sanık ... ile ... belediye başkan yardımcısı olarak görev yapan sanık ...'nin, PKK terör örgütü yöneticilerinin talimatı veya KCK sözleşmesi çerçevesinde gerçekleştirdiği ve siyasi parti çalışması olarak değerlendirilemeyecek nitelikteki süreklilik çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemlerinin var olduğu tespit edilmekle, yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 06.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu Karar veya Benzeri Uyuşmazlığınız İçin Danışmanlık Alın

Av. Halil ÖZYOLCU ve Av. Can KIZILYAR ile dosyanızın durumunu ve haklarınızı değerlendirebilirsiniz.

Hemen Arayın Randevu Alın

Hukuki bir sorununuz mu var?

Uyuşmazlığınızı dinleyelim, haklarınızı ve izlenebilecek yolları birlikte değerlendirelim.