Çukurambar, Çankaya / Ankara 0312 284 60 63 bilgi@hayfahukuk.com Pazartesi – Cuma: 09:00 – 18:00

15. Ceza Dairesi E. 2013/11815 K. 2015/25403

Karar Tarihi: 13 Mayıs 2015 · T.C. Yargıtay Emsal Kararı

Yargıtay Dairesi 15. Ceza Dairesi
Esas Numarası 2013/11815
Karar Numarası 2015/25403
Karar Tarihi 13 Mayıs 2015

Yargıtay Hükmü: HÜKMÜN BOZULMASINA

Bu karar hakkında hukuki değerlendirme ve emsal dosya takibi için avukatlarımızla görüşebilirsiniz.

Anahtar Kelimeler: #velayet #dolandırıcılık

Karar Özeti

ile altınları gönderdiği, sanığın ise avukatlık bürosunun bulunduğu iş hanının içine girerek asansör yanında beklediği, sanığın Tanık...'ü karşılayarak kendisini Av....'nın kardeşi olarak tanıtıp altınları istediği, parasını ise büroda abisinin vereceğini söylediği, sanığın altınları aldığı, böylece dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın suçlamayı şikayetçinin anlattığı şekilde ikrar etmesi karşısında, katılan beyanı, tanığın sanığı teşhis etmesi, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun sanık tarafından işlendiğine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Tam Metni

Yeni Arama
T.C. Yargıtay
15. Ceza Dairesi
Esas No: 2013/11815 Karar No: 2015/25403 Karar Tarihi: 13 Mayıs 2015
15. Ceza Dairesi Esas No: 2013/11815 Karar No: 2015/25403 Karar Tarihi: 13.05.2015 15. Ceza Dairesi         2013/11815 E.  ,  2015/25403 K. MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Sanığın ... şehir merkezinde bulunan şikayetçiye ait ...Kuyumculuk isimli iş yerinin telefonunu edindiği, ardından şikayetçinin işyerini arayarak ismini çevredeki tabelalardan öğrendiği Av. ... olarak tanıttığı, kendisinin on tane Cumhuriyet altınına ihtiyacı olduğunu söyleyerek pazarlık yaptığı ve 5.475,00 TL'ye anlaştıkları, sanığın altınları bürosuna göndermesini istediği, şikayetçinin ise yanında çalışan tanık ... ile altınları gönderdiği, sanığın ise avukatlık bürosunun bulunduğu iş hanının içine girerek asansör yanında beklediği, sanığın Tanık...'ü karşılayarak kendisini Av....'nın kardeşi olarak tanıtıp altınları istediği, parasını ise büroda abisinin vereceğini söylediği, sanığın altınları aldığı, böylece dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın suçlamayı şikayetçinin anlattığı şekilde ikrar etmesi karşısında, katılan beyanı, tanığın sanığı teşhis etmesi, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun sanık tarafından işlendiğine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-Mahkemece dayanılan gerekçelere göre, temel hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırın üzerinde tayin edilmesinde bir isabetsizlik yok ise de, 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinde sayılan cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler esas alınarak takdirin kullanılmasıyla alt ve üst sınırlar arasında bir belirleme yapılması gerekirken, hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine aykırı olarak hapis cezasının üst sınırdan tayini, 2-Soruşturma aşamasında giderilen zarar nedeniyle TCK’nın 168/1. maddesi gereğince yapılması gereken indirim oranının 1/2'den fazla olması gerektiğinin gözetilmemesi, 3-Kabule göre de; Sanığın adli sicil kaydına göre, ...Asliye Ceza Mahkemesi'nin 12/02/2009 tarihinde kesinleşen 2005/377 Esas, 2005/499 Karar sayılı 10 Ay hapis cezasından ibaret mahkumiyet kararının tekerrüre esas olduğu halde, Mahkemece infaz tarihinden itibaren 3 yıl geçmiş ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2002/335 esas ve 2002/380 karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınması, 4-5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu Karar veya Benzeri Uyuşmazlığınız İçin Danışmanlık Alın

Av. Halil ÖZYOLCU ve Av. Can KIZILYAR ile dosyanızın durumunu ve haklarınızı değerlendirebilirsiniz.

Hemen Arayın Randevu Alın

Hukuki bir sorununuz mu var?

Uyuşmazlığınızı dinleyelim, haklarınızı ve izlenebilecek yolları birlikte değerlendirelim.