Çukurambar, Çankaya / Ankara 0312 284 60 63 bilgi@hayfahukuk.com Pazartesi – Cuma: 09:00 – 18:00

15. Ceza Dairesi E. 2013/2274 K. 2014/17646

Karar Tarihi: 30 Ekim 2014 · T.C. Yargıtay Emsal Kararı

Yargıtay Dairesi 15. Ceza Dairesi
Esas Numarası 2013/2274
Karar Numarası 2014/17646
Karar Tarihi 30 Ekim 2014

Yargıtay Hükmü: HÜKMÜN BOZULMASINA

Bu karar hakkında hukuki değerlendirme ve emsal dosya takibi için avukatlarımızla görüşebilirsiniz.

Anahtar Kelimeler: #velayet #dolandırıcılık

Karar Özeti

Şikayetçinin, 2008 yılı Mart ayı içinde Mehmet ve Hakan adlı kişilerle Denizli'de eski tarihli altın olduğu yönünde görüşmeler yaptığı, bu kişilerin şikayetçiyi Hasan ve Kadir adlı kişilerle irtibata geçirdiği, şikayetçinin Kadir isimli şahısla telefonda görüşerek altınların alım satımı konusunda önce Muğla'da daha sonra Kale ve Beyağaç ilçelerinde buluşmak üzere sözleştiği, şikayetçinin önce Muğla'ya oradan da Beyağaç ilçesine gittiği, burada sanık ile birlikte Kadir, Kadir'in babası Veli ve Kadir'in eniştesi Veli ile buluştukları, sanığın şikayetçiye iki torba içinde altın gösterdiği ve altınların alım satımı konusunda daha sonra tekrar buluşmak üzere sözleşerek ayrıldıkları, şikayetçinin Kale ilçesi otogarında sanık ile tekrar buluştuğu, sanığın şikayetçiye torba içindeki 50 adet altını şikayetçiye verdiği, karşılığında da 2.500 TL alarak yanından ayrıldığı, şikayetçinin daha sonra altınların sahte olduğunu farkettiği, sanığın bu eylemiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunması, şikayetçi ve tanıklar beyanı ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanık
tarafından işlendiğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.10.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Tam Metni

Yeni Arama
T.C. Yargıtay
15. Ceza Dairesi
Esas No: 2013/2274 Karar No: 2014/17646 Karar Tarihi: 30 Ekim 2014
15. Ceza Dairesi Esas No: 2013/2274 Karar No: 2014/17646 Karar Tarihi: 30.10.2014 15. Ceza Dairesi         2013/2274 E.  ,  2014/17646 K. MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Şikayetçinin, 2008 yılı Mart ayı içinde Mehmet ve Hakan adlı kişilerle Denizli'de eski tarihli altın olduğu yönünde görüşmeler yaptığı, bu kişilerin şikayetçiyi Hasan ve Kadir adlı kişilerle irtibata geçirdiği, şikayetçinin Kadir isimli şahısla telefonda görüşerek altınların alım satımı konusunda önce Muğla'da daha sonra Kale ve Beyağaç ilçelerinde buluşmak üzere sözleştiği, şikayetçinin önce Muğla'ya oradan da Beyağaç ilçesine gittiği, burada sanık ile birlikte Kadir, Kadir'in babası Veli ve Kadir'in eniştesi Veli ile buluştukları, sanığın şikayetçiye iki torba içinde altın gösterdiği ve altınların alım satımı konusunda daha sonra tekrar buluşmak üzere sözleşerek ayrıldıkları, şikayetçinin Kale ilçesi otogarında sanık ile tekrar buluştuğu, sanığın şikayetçiye torba içindeki 50 adet altını şikayetçiye verdiği, karşılığında da 2.500 TL alarak yanından ayrıldığı, şikayetçinin daha sonra altınların sahte olduğunu farkettiği, sanığın bu eylemiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunması, şikayetçi ve tanıklar beyanı ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Sanık hakkında; 5237 sayılı TCK 'nın 157/1 maddesi gereğince hüküm kurulurken, hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hapis cezasına hükmedilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi, 2- Sanığın sabıkasında bulunan ilamlardan en ağır cezayı içeren ilamın tekerrüre esas alınması gerektiği, kararda iki ayrı ilamın tekerrüre esas alındığı, tekerrüre esas alınan ilamlardan Denizli Kale Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2008/115 E. ve 2008/122 K. sayılı ilamının dava konusu suçun işlendiği tarihten sonra kesinleştiği ve tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden bu ilamın da tekerrüre esas alınması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususların yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümdeki 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümdeki Denizli Kale Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2008/115 E. ve 2008/122 K. sayılı ilamının tekerrüre esas alınmasına ilişkin kısmın hükümden çıkartılması ile hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, "5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.10.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu Karar veya Benzeri Uyuşmazlığınız İçin Danışmanlık Alın

Av. Halil ÖZYOLCU ve Av. Can KIZILYAR ile dosyanızın durumunu ve haklarınızı değerlendirebilirsiniz.

Hemen Arayın Randevu Alın

Hukuki bir sorununuz mu var?

Uyuşmazlığınızı dinleyelim, haklarınızı ve izlenebilecek yolları birlikte değerlendirelim.