Çukurambar, Çankaya / Ankara 0312 284 60 63 bilgi@hayfahukuk.com Pazartesi – Cuma: 09:00 – 18:00

16. Hukuk Dairesi E. 2011/1868 K. 2011/4411

Karar Tarihi: 19 Eylül 2011 · T.C. Yargıtay Emsal Kararı

Yargıtay Dairesi 16. Hukuk Dairesi
Esas Numarası 2011/1868
Karar Numarası 2011/4411
Karar Tarihi 19 Eylül 2011

Yargıtay Hükmü: HÜKMÜN BOZULMASINA

Bu karar hakkında hukuki değerlendirme ve emsal dosya takibi için avukatlarımızla görüşebilirsiniz.

Anahtar Kelimeler: #N/A

Karar Özeti

maddesi gereğince bir ay tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına dair, İstanbul 11.İcra Mahkemesinin 30/09/2009 tarihli ve 2009/132 esas, 2009/711 sayılı kararını müteakip, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği hususunda tereddüt hasıl olduğundan bahisle vukubulan talep üzerine, mahkeme kararının kesinleştiğine ilişkin aynı mahkemenin 17/06/2010 tarihli ve 2009/132 esas, 2009/711 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/06/2010 tarihli ve 2010/776 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 19.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Tam Metni

Yeni Arama
T.C. Yargıtay
16. Hukuk Dairesi
Esas No: 2011/1868 Karar No: 2011/4411 Karar Tarihi: 19 Eylül 2011
16. Hukuk Dairesi Esas No: 2011/1868 Karar No: 2011/4411 Karar Tarihi: 19.09.2011 (Kapatılan)16. Hukuk Dairesi         2011/1868 E.  ,  2011/4411 K. MAHKEMESİ:AĞIR CEZA MAHKEMESİ Ödeme şartını ihlal eyleminden sanık ...'ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi gereğince bir ay tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına dair, İstanbul 11.İcra Mahkemesinin 30/09/2009 tarihli ve 2009/132 esas, 2009/711 sayılı kararını müteakip, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği hususunda tereddüt hasıl olduğundan bahisle vukubulan talep üzerine, mahkeme kararının kesinleştiğine ilişkin aynı mahkemenin 17/06/2010 tarihli ve 2009/132 esas, 2009/711 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/06/2010 tarihli, 2010/776 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 11.01.2011 gün ve 2880 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 04/02/2011 gün ve K.Y.B.2011/21363 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi. Tebliğnamede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/07/2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2. 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, söz konusu kararda sürenin başlangıcı konusunda tebliğ ve tefhimden hangisinin esas alınacağının belirtilmediği, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmediği gibi kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği cihetle, anılan kararın kesinleşmemesi sebebiyle infaz için gönderilen kararın kesinleşip kesinleşmediği hususuna yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 17/06/2010 tarihli kararına yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile; "Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmelidir. Aksi halde, anılan Yasanın 40. maddesi uyarınca, eski hale getirme nedeni oluşturur. Yerel mahkemelerce hüküm ve kararlardaki bu eksiklikler, meşruhatlı duyuru ile taraflara bildirilmek suretiyle, tarafların eski hale getirme talebi ve bu sürede yasa yolu başvurusunda bulunmalarına olanak sağlanmalıdır." şeklinde verilen karar dikkate alındığında, söz konusu kararda itiraz süresinin başlangıcının, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmediği gibi kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği, kararın kesinleşmemesi sebebiyle, infaz için gönderilen kararın kesinleşip kesinleşmediği hususuna yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 17/06/2010 tarihli ek kararına yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/06/2010 tarihli ve 2010/776 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 19.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu Karar veya Benzeri Uyuşmazlığınız İçin Danışmanlık Alın

Av. Halil ÖZYOLCU ve Av. Can KIZILYAR ile dosyanızın durumunu ve haklarınızı değerlendirebilirsiniz.

Hemen Arayın Randevu Alın

Hukuki bir sorununuz mu var?

Uyuşmazlığınızı dinleyelim, haklarınızı ve izlenebilecek yolları birlikte değerlendirelim.