Çukurambar, Çankaya / Ankara 0312 284 60 63 bilgi@hayfahukuk.com Pazartesi – Cuma: 09:00 – 18:00

3. Hukuk Dairesi E. 2016/1440 K. 2016/5213

Karar Tarihi: 5 Nisan 2016 · T.C. Yargıtay Emsal Kararı

Yargıtay Dairesi 3. Hukuk Dairesi
Esas Numarası 2016/1440
Karar Numarası 2016/5213
Karar Tarihi 5 Nisan 2016

Yargıtay Hükmü: HÜKMÜN BOZULMASINA

Bu karar hakkında hukuki değerlendirme ve emsal dosya takibi için avukatlarımızla görüşebilirsiniz.

Anahtar Kelimeler: #boşanma #nafaka #velayet

Karar Özeti

MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki iştirak nafakasının artırımı (asıl davada), iştirak nafakasının kaldırılması-indirim -yoksulluk nafakasının kaldırılması (karşı davada) davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kısmen kabulü ile karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı (karşı davacı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı karşı davalı vekili dilekçesinde; tarafların 2012 yılında boşandıklarını, 2004 ve 2009 doğumlu müşterek çocukların velayetlerinin davacı karşı davalı anneye verilerek lehlerine 250'şer TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, davalının laboratuvar teknisyeni olarak çalıştığını, davacının ise aşçı olarak çalıştığını ve asgari ücret düzeyinde geliri olduğunu, müşterek çocukların eğitimlerinin devam etmesi, büyümeleri vb. Mahkemece; asıl davanın kısmen kabulü ile; dava tarihinden itibaren her çocuk için aylık 250'şer TL'lik iştirak nafakalarının 65'er TL artışla aylık 315'er TL'ye yükseltilmesine; karşı davanın ise süresinde açılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Tam Metni

Yeni Arama
T.C. Yargıtay
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/1440 Karar No: 2016/5213 Karar Tarihi: 5 Nisan 2016
3. Hukuk Dairesi Esas No: 2016/1440 Karar No: 2016/5213 Karar Tarihi: 05.04.2016 3. Hukuk Dairesi         2016/1440 E.  ,  2016/5213 K. MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki iştirak nafakasının artırımı (asıl davada), iştirak nafakasının kaldırılması-indirim -yoksulluk nafakasının kaldırılması (karşı davada) davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kısmen kabulü ile karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı (karşı davacı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı karşı davalı vekili dilekçesinde; tarafların 2012 yılında boşandıklarını, 2004 ve 2009 doğumlu müşterek çocukların velayetlerinin davacı karşı davalı anneye verilerek lehlerine 250'şer TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, davalının laboratuvar teknisyeni olarak çalıştığını, davacının ise aşçı olarak çalıştığını ve asgari ücret düzeyinde geliri olduğunu, müşterek çocukların eğitimlerinin devam etmesi, büyümeleri vb. nedenlerle hükmedilen nafakaların yetersiz kaldığını belirterek, aylık 250'şer TL'lik nafakaların aylık 350'şer TL'ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacı lehine boşanma neticesinde aylık 300 TL'lik yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, davalının yeniden evlendiğini, bu evliliğinden de bir çocuğu daha olduğunu, aylık 1.017,24 TL maaşı olup, aylık 450 TL de kira ödemesi bulunduğunu, çocuğunun aylık 600 TL de kreş masrafı olduğunu, davacının ise maddi durumunun iyi olduğunu savunarak davanın reddini istemiş; karşı dava olarak da müşterek çocuklar lehine hükmedilen iştirak nafakalarının kaldırılması ya da aylık 100'er TL'ye indirilmesini ve davacı lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılmasını ya da aylık 100 TL'ye indirilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece; asıl davanın kısmen kabulü ile; dava tarihinden itibaren her çocuk için aylık 250'şer TL'lik iştirak nafakalarının 65'er TL artışla aylık 315'er TL'ye yükseltilmesine; karşı davanın ise süresinde açılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Karşı dava, asıl davada verilen cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçe verilmek suretiyle asıl davanın görülmekte olduğu mahkemede açılır.(HMK m.133/1) Karşı dava, her ne kadar asıl davaya yönelik olarak aynı mahkemede açılıyorsa da, müstakil (ayrı) bir davadır. Bu nedenle karşı davalar, ayrı (bağımsız) davalar gibi harca tabidir. (Harçlar Kanunu m.6/1) Harç yatırılmadan karşı dava açılmış sayılmaz ve karşı dava hükümleri uygulanmaz. Karşı dava, esasa cevap süresi geçtikten sonra açılırsa, mahkeme, talep üzerine veya kendiliğinden davaların ayrılmasına karar verir. Somut olayda; davalı karşı davalı tarafça dava dilekçesinin taraflarına 22.09.2015 tarihinde tebliği üzerine cevap ve karşı dava dilekçesinin süresinden sonra 13.10.2015 tarihinde verildiği, asıl davaya ilişkin olarak nafaka artırım talebinin reddi; karşı davada ise iştirak nafakalarının kaldırılması, olmadığı takdirde indirim ve yoksulluk nafakasının kaldırılmasının talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama neticesinde ise asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise süresinde açılmadığından bahisle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak HMK'nın 133/2. maddesinde yer alan düzenlemeye göre, bu durumda karşı davanın asıl davadan ayrılmasına ve yeni esasa kaydedilmesine karar verilmesi gerekir iken, karşı davanın süresinde açılmadığından bahisle reddedilmesi doğru bulunmamıştır. Hal böyle olunca mahkemece; iştirak nafakalarının kaldırılması olmadığı takdirde indirilmesi ve yoksulluk nafakasının kaldırılması taleplerine yönelik olan karşı davayı asıl dava olan iştirak nafakası artırım davasından ayırmak, yeni esasa kaydetmek, yargılamaya bu esas üzerinden devam etmek, taraf delillerinin değerlendirilmesi sonucu varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir. Bozma nedenine göre, davalı karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, davalı karşı davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu Karar veya Benzeri Uyuşmazlığınız İçin Danışmanlık Alın

Av. Halil ÖZYOLCU ve Av. Can KIZILYAR ile dosyanızın durumunu ve haklarınızı değerlendirebilirsiniz.

Hemen Arayın Randevu Alın

Hukuki bir sorununuz mu var?

Uyuşmazlığınızı dinleyelim, haklarınızı ve izlenebilecek yolları birlikte değerlendirelim.