26.11.2020, Perşembe 18:15 0 Yorum | 832 Görüntülenme

Oy Kullanma Yerinin Belirlenmesinde Yerleşim Yeri Ve ‘Diğer Adres’ Kriteri - Av.Halil ÖZYOLCU

 

Oy Kullanma Yerinin Belirlenmesinde Yerleşim Yeri Ve ‘Diğer Adres’ Kriteri

YAZAR

:

Av. Halil ÖZYOLCU – AK Parti Genel Merkez Seçim İşleri Başkan Yardımcısı

KAVRAMLAR

:

#Oy Kullanma Adresi #Yerleşim Yeri #Diğer Adres #İkamet

HUKUKİ TARTIŞMA

:

Yurt içinde ve yurt dışında hangi durumlarda yerleşim yeri adresinin, hangi durumlarda “diğer adres” bilgisinin oy kullanma yeri açısından esas alınacağı

İLGİLİ MEVZUAT

:

# Anayasanın 23. Maddesi|

# Türk Medeni Kanunu’nun 19. ve 20. Maddesi

# 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu|

# 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 19/10/2017 tarih ve 7039 sayılı Kanun’un 12. Maddesi|

#Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan Adres Kayıt Sistemi Uygulama Yönergesi|

#Yurt İçi Seçmen Kütüğünün Güncelleştirilmesi Usul Ve Esasları Konulu 140/I Sayılı Genelge|

İLGİLİ İÇTİHATLAR

:

#Yüksek Seçim Kurulunun 24/11/2008 Tarihli ve 299 Sayılı Kararı|

#Yüksek Seçim Kurulunun 28/12/2018 Tarihli ve 1134 Sayılı Kararı|

I. YERLEŞİM YERİ KAVRAMI VE İLKELERİ

  • Adres, herhangi bir toprak parçası veya binanın il, ilçe, mahalle, cadde, sokak ismi ile bina numarası gibi bileşenler ile tanımlanan coğrafi konumudur. Yerleşmek niyetiyle tercih edilen adrese yerleşim yeri denilmektedir. Medeni hukukçular “yerleşim yeri, kişinin şahsi ve ticari münasebetlerinin yer itibariyle merkezidir” şeklinde tarif etmişlerdir.
  • Kişinin hangi adresi yerleşmek için tercih edeceği hususu yerleşme özgürlüğü ile ilgilidir. Yerleşme özgürlüğü, yerleşme yerinin serbestçe belirlenmesi hakkıdır. Bu özgürlük Anayasa’nın 23. maddesinde “Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir” şeklinde ifade edilerek anayasal teminat altına alınmış, yerleşim yeri ile ilgili usul ve esasların ise kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Yerleşim yeri ile ilgili temel esaslar Türk Medeni Kanunu ve Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda düzenlenmiştir. 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun da, seçmen kütüklerinin oluşturulmasında yerleşim yerini esas almıştır.
  • Yerleşim yeri, Türk Medeni Kanunu’nun 19. maddesine göre “bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer” olarak tanımlanmıştır. Yerleşim yeri Türk Medeni Kanunu’na göre üç çeşittir:
  • Birincisi; “iradi” yerleşim yeridir. Anayasanın 23. maddesi gereğince aslolan yerleşim yerinin iradi olmasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 19. maddesinde “Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz.” şeklinde hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlere göre kişinin serbestçe seçme ve değiştirme hakkını kullanarak yerleştiği yere “iradi yerleşim yeri” denilmektedir.
  • İkincisi; “itibari” yerleşim" yeridir. Türk Medeni Kanunu’nun 20. maddesinde “bir yerleşim yerinin değiştirilmesi, yenisinin edinilmesine bağlıdır” hükmüne yer verilmiştir. Maddenin devamında,  “önceki yerleşim yeri belli olmayan veya yabancı ülkedeki yerleşim yerini bıraktığı hâlde Türkiye'de henüz bir yerleşim yeri edinmemiş olan kimsenin hâlen oturduğu yer, yerleşim yeri sayılır” hükmü yer almıştır. Aynı şekilde, yerleşim yeri belli olmayanlar ile yabancı ülkedeki yerleşim yerini terk etmiş olup Türkiye’de yerleşmek niyeti olduğu halde henüz bir yerleşim yeri edinmemiş olanların fiilen oturdukları yer de itibari yerleşim yeri sayılır.
  • Üçüncüsü; “kanuni” yerleşim yeridir. Bir kimsenin tercih etmeksizin yasal olarak yerleşmiş olduğu kabul edilen yerleşim yerine kanuni yerleşim yeri denilmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 21. maddesinde yer alan “Velâyet altında bulunan çocuğun yerleşim yeri, ana ve babasının; ana ve babanın ortak yerleşim yeri yoksa çocuğun kendisine bırakıldığı ana veya babanın yerleşim yeridir. Diğer hâllerde çocuğun oturma yeri, onun yerleşim yeri sayılır” şeklinde yer alan hükümle velayet veya vesayet altındaki çocukların yerleşim yerlerinin kanuni yerleşim yeri olduğu vurgulanmıştır.
  • 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa dayanılarak oluşturulan; Türk Vatandaşları ve Türkiye’de yaşayan yerleşik yabancıların yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerinin elektronik ortamda merkezi bir yapı içerisinde güncel olarak tutulmasına Adres Kayıt Sistemi (AKS) denilmektedir. Adres Kayıt Sisteminin usul ve esasları 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda1 ve bu kanuna dayalı çıkarılan Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği’nde düzenlenmiştir.
  • AKS sayesinde, yerleşim yeri ve diğer adres bilgileri ile Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde, adres bileşenleri ile tanımlanmış tüm adreslerin tutulduğu Ulusal Adres Veri Tabanı (UAVT bilgileri), nüfus kütüklerindeki kişi kayıtları ile ilişkilendirilerek, Kimlik Paylaşımı Sistemi (KPS) üzerinden kamu kurumlarının hizmetine sunulmuştur. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ile tüm kurumlara, adres ile ilgili iş ve işlemlerinde bu bilgileri kullanma zorunluluğu getirilmiştir.
  • Yerleşim yeri için hukukumuzda iki temel ilke kabul edilmiştir. Bunlardan biri yerleşim yeri bulunmasının zorunluluğu diğeri, yerleşim yerinin tekliği ilkesidir. Yerleşim yerinin zorunluluğu ilkesi, herkesin mutlaka bir yerleşim yerine sahip olmasının zorunlu olmasıdır. Kişi kendisine iradi olarak bir yerleşim yeri seçmemişse, onun yerleşim yerini kanun belirler. Bir kimsenin yerleşim yeri yoksa oturduğu yer kanundan dolayı onun yerleşim yeri sayılır. Yerleşim yerinin tekliği ise, bir kişinin hukuki anlamdan birden fazla yerleşim yerine sahip olamamasıdır. Türk Medeni Kanunun 19 uncu maddesinde “yerleşim yerinin tekliği” ilkesine yer verilmiştir. Adres Kayıt Sistemi’nde de kişinin tek bir yerleşim yeri (ikametgâh) bulunabilmektedir. Aynı Kanunun 20 inci maddesinde yer alan “bir yerleşim yerinin değiştirilmesi, yenisinin edinilmesine bağlıdır” şeklindeki hüküm uyarınca kişinin sistemde kayıtlı bulunan önceki adresi yeni adres beyanı ile otomatik olarak arşivlenmek üzere silinmektedir. Bu çerçevede kişinin birden fazla yerleşim yeri adresinin olması mümkün değildir. Kişi, yeni bir yerleşim yeri beyan etmediği sürece sistemde yer alan yerleşim yeri tüm iş ve işlemlerde esas alınmaktadır. Yerleşim yeri hususunda gerçek dışı beyanda bulunmak veya işlem yapmak yaptırıma bağlanmıştır. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 67. maddesinde; “Gerçeğe aykırı yerleşim yeri veya cüzdan talep belgesi veren köy veya mahalle muhtarları ile herhangi bir işlem sebebiyle nüfus müdürlüğüne gerçek dışı beyanda bulunanlar ve bunlara tanıklık edenler altı aydan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmü yer almıştır.

II. İKİNCİL YERLEŞİM YERİ (DİĞER ADRES):

  • Bir kişinin yerleşim yeri dışında ve geçici süreyle oturduğu yazlık, kışlık, ikinci veya üçüncü konutlar gibi yerler 5490 sayılı Kanun’un 3/1-ı. maddesinde ve Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği’nin 9/2. maddesinde  “diğer adres” olarak tanımlanmıştır. Maddede, «“Yerleşim yeri dışında kalan ve geçici süre ile oturulan yazlık, kışlık, ikinci veya üçüncü gibi konutlar da kişinin talebi halinde diğer adres olarak tutulur”» hükmüne yer verilmiştir. Yatılı okul, öğrenci yurdu, huzur evi gibi kişinin geçici olarak kaldığı adresler, her türlü doğal afet sonucu yerleşim yerlerinin kullanılmayacak hale gelmesinden dolayı kişilere yerleşmeleri için gösterilen karavan, çadır, prefabrik evler, spor salonu, yurt, huzurevi, sosyal ve eğitim tesisleri gibi yerler; sığınma evi, şefkat evi ve bir olay üzerine tanıklık yapanların koruma altına alındıkları adresler kayıtlarda “diğer adres” olarak tutulur.
  • İkincil yerleşim yeri (diğer adres) konusu, yerleşim yerinin tekliği ilkesiyle ilgili bir konudur. Türk Medeni Kanunu’nun 19. maddesi ile “yerleşim yerinin tekliği” esası benimsemiştir. Bu hüküm varlığını korurken 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu “diğer adres” kavramından söz etmiştir. Yerleşim yeri dışında kalan ve geçici süre ile oturulan yazlık, kışlık, ikinci veya üçüncü konutlar diğer adres kapsamında olup bunların bildirilmesi kişilerin talebi üzerine yapılır. Diğer adreslerin bildirilmesi, adres beyan formu doldurularak ilgili yerlere verilmesi suretiyle gerçekleştirilir.
  • 19/10/2017 tarihinde yasalaşan “Nüfus Hizmetleri Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7039 sayılı Kanun”un öncesinde “diğer adres” yerleşim yerinin hukuki sonuçlarını haiz olmayıp, kurum ve kuruluşlarca kişinin talebi üzerine ve belli bir prosedür uygulanmak suretiyle dikkate alınabilmekteydi. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 19/10/2017 tarih ve 7039 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle değişik 48. maddesinde “Faydalanılan -kamu hizmetleriyle sınırlı- olmak üzere adrese dayalı olarak yürütülen iş ve işlemlerde diğer adres, yerleşim yeri adresi ile aynı hukuki değere sahiptir. Kurumlar yürütecekleri iş ve işlemlerde yerleşim yeri adresi gibi diğer adres bilgilerini de esas alır” hükmüne yer verilmiştir. Maddede yapılan değişiklik gerekçesinde “adrese dayalı olarak yürütülen iş ve işlemlerde yerleşim yeri adresi ile diğer adresin aynı hukuki değere sahip olduğu hüküm altına alınarak uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi amaçlanmıştır” denilmektedir. Anılan kanun değişikliğiyle kişinin “diğer adres” olarak bildirdiği yerin yerleşim yeri ile aynı hukuki değere sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. Öte yandan 5490 sayılı Kanun’un 3/1-ı. maddesinde yer alan “diğer adres, yerleşim yeri dışında kalan yerleri ifade eder” şeklindeki tanım değiştirilmemiş olup, halen varlığını sürdürmektedir.
  • Kanun değişikliği, kamu hizmetleriyle sınırlı olmak üzere kurumlar nezdinde diğer adresin de yerleşim yeri ile aynı hukuki değere sahip olduğu yönündedir. Yerleşim yerinin hukuki mahiyetinin esasen alınan kamu hizmetleriyle ilgili olduğu dikkate alındığında, kanun değişikliği “diğer adres” olarak bildirilen yeri oldukça geniş anlamda yerleşim yeri olarak kabul etmiş, fiilen yerleşim yerinin birden çok olabileceği sonucuna yol açmıştır. Türk Medeni Kanunu’na nazaran Özel bir Kanun olan Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda yapılan bu değişiklik, esasen sonuçları bakımından ikametgâhın tekliği ilkesine son veren bir görünüm arz etmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 19 uncu maddesi başta olmak üzere diğer kanunlarda ikametgâhın tekliği ilkesine bağlanmış hukuki düzenlemelerin halen varlığını koruduğu dikkate alındığında, bu değişikliğin birçok alanda kargaşaya neden olabileceği düşünülmektedir.
  • Kişi için yaşamsal ilişkilerin merkezinin ikametgâh olduğu düşünüldüğünde, kişinin ikametgâhının birden fazla olmasına engel bulunmadığı düşünülebilir. Bu nedenle Alman hukuku bir kimsenin birden fazla İkametgâh sahibi olabilmesini kabul etmektedir. Buna karşın, Fransız, İsviçre ve İngiliz hukukları ve bizim hukukumuz İkametgâhın tekliği ilkesini benimsemiştir. Her iki düşüncenin de kendine göre fayda ve sakınca mülahazaları vardır. Kişinin birden fazla yerleşim yerinin bulunması bazı yönlerden faydalı mülahaza edilebilir ise de, bu faydaların temini hukuki anlamda birden fazla ikametgâh gerektirmez. Bu tür gerekliliklerin ilgili kanunlara veya usul hukukuna konulacak özel bazı kurallarla elde olunması zaten mümkündür. Örneğin, HMUK’un 17. maddesine göre, bir gerçek veya tüzel kişinin çeşitli yerlerde şubeleri varsa, bu şube­lerin muamelelerinden dolayı açılacak dâvalarda merkez yanında o şubelerin bulunduğu yer mahkemeleri de yetkili kabul edilmiştir. Örnekte olduğu gibi, özel bir usul kuralı ile ikametgâhın tekliğinin doğurabileceği sorunlara çözüm üretilebilmektedir.
  • Hukukumuzda kişinin birden çok adresi olsa bile, yerleşmek niyetiyle oturduğu yer yerleşim yeri kabul edilmektedir. Kişinin beşeri ve sosyal yaşantısını odakladığı merkez onun yerleşmek niyetiyle bulunduğu yerdir. Bu itibarla, belli bir süre sonra yerleşim yerini terketmeyi düşünerek bir yere yerleşmek dahi orayı yerleşim yeri kabul etmeye engel değildir. Örneğin, üniversite öğrenimini bitirinceye kadar bir şehre yerleşmeye karar veren öğrenci, belli bir süre görev yapmak üzere bir ilçeye tayin olunan öğretmen, o yerleri ikametgah kabul etmiş sayılmaktadır. Buna karşın bir etkinliğe katılmak, gezmek ya da tatil maksadıyla, yani geçici bir saikle bir yerde bulunmak orayı “diğer adres” olarak kullanmaya imkan sağlamakla birlikte orayı hukuken yerleşim yeri kabul etmek anlamı taşımaz. Zira, kişinin süreli ya da süresiz olsun yaşantısını geçirme saiki onun yerleşme niyetidir. Bu saikle yerleştiği yer de onun yerleşim yeridir.

III. SEÇMENİN “DİĞER ADRES”TE OY KULLANMASI

  • Seçimlerde oy kullanma yeri açısından seçmen kütükleri esas alınır. 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’a göre seçmen olma niteliğine sahip olan vatandaşların Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası ve adres bilgilerinden oluşturulan kütüğe “Seçmen Kütüğü” denilir.  Seçmene ait ad, soyad, yaş, cinsiyet tashihi, seçme ehliyetini kaybettiren haller, vatandaşlık hakkını kaybetme veya yeniden kazanma ve adres değişikleri vb. bilgiler dikkate alınarak seçmen kütüğü sürekli güncelleştirilir.
  • Seçmenin bağlı bulunduğu nüfus müdürlüğünden yapmış olduğu yerleşim yeri, adres, kimlik bilgisi değişiklikleri bir gün sonra Adres Kayıt Sistemi üzerinden Seçim Bilişim Sistemine (SEÇSİS) aktarıldıktan sonra www.ysk.gov.tr adresinden yurt içi seçmen sorgulama veya yurt dışı seçmen sorgulama bölümlerinden görüntülenmektedir.
  • Bir kişinin yerleşim yeri dışında ve geçici süreyle oturduğu yazlık, kışlık, ikinci veya üçüncü konutlar gibi yerler ile yurt dışında daimi ikamet eden vatandaşlarımızın yurt içinde kullandıkları ikametleri nüfus idaresine “diğer adres” olarak kaydetmeleri mümkün kılınmıştır. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda 7039 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle, kamu hizmeti veren kamu kurumlarının yerleşim yerini esas alarak yaptıkları işlemler bakımından “diğer adres” olarak bildirilen yerin yerleşim yeri ile aynı hukuki niteliğe sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. Kuşkusuz bu değişiklik seçmen kütüklerinin oluşturulması, seçmen listelerinin hazırlanması ve seçmenin nerede oy kullanması gerektiğinin belirlenmesi konularında da geçerlidir. Yani seçmenlerin artık nüfusta “diğer adres” olarak kayıtlı bulunan adreslerinin bağlı olduğu muhtarlık bölgesinde oy kullanmaları hiçbir prosedüre bağlı olmaksızın sadece tercih beyanıyla mümkün hale gelmiştir.
  • Nüfus Kanunu’nda “diğer adres” konusunda yapılan değişiklik seçmenlerin nerede oy kullanabilecekleri hususunda önem arz etmektedir. Yurt içinde ve yurt dışında hangi durumlarda yerleşim yeri adresinin, hangi durumlarda “diğer adres” bilgisinin oy kullanma yeri açısından esas alınacağı hususunda kanunda bir düzenleme yer almamaktadır. Konu hakkındaki düzenleme alt mevzuata bırakılmıştır. Hangi adreste oy kullanacağına dair tercihin seçmene ait bir tercih olduğu kuşkusuzdur. Kanun değişikliği de seçmene böyle bir tercihi rahatlıkla kullanma olanağı vermeyi amaçlamıştır. Nitekim değişiklik gerekçesinde “adrese dayalı olarak yürütülen iş ve işlemlerde yerleşim yeri adresi ile diğer adresin aynı hukuki değere sahip olduğu hüküm altına alınarak uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi amaçlanmıştır” denilmiştir.

IV. YERLEŞİM YERİ DIŞINDA (DİĞER ADRESTE) OY KULLANMA İLE İLGİLİ SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

  • 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda 7039 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önce, seçmenin yerleşim yeri dışında sistemde “diğer adres” olarak kayıtlı bulunan adresinin bulunduğu yerde oy kullanabilmesi için, nüfus idaresine başvurup bu adresi yerleşim yeri adresi olarak tescil ettirmesi zorunluydu. Bunun için de bir takım belgeler ibraz etmesi ve belli bir prosedürü takip eden işlemler yapması gerekmekteydi. Bu prosedürler yerleşim yeri dışında bulunan seçmenlerin çoğu zaman seçimlere katılımını azaltmaktaydı. 7039 sayılı Kanun, artık seçmenin bir kere başvurup “diğer adres” kaydı yapmasından sonra seçimlerde oy kullanmak için orayı yerleşim yeri adresi olarak değiştirme külfetini ortadan kaldırmıştır. Yapılan değişiklikten sonra hali hazırda yürürlükte bulunan düzenlemeye göre, Yüksek Seçim Kurulu’nun seçmenin hangi adreste oy kullanmak istediği hususunda tercihini belirlemek ve buna göre seçmen listelerini oluşturmak konusunda bir alt mevzuat çalışması yapması gerekecektir.
  • Seçimlerde oy kullanma yerinin belirlenmesinde kural olarak seçmenin yerleşim yeri olarak belirttiği adres esastır. Farklı yönde herhangi bir talebi olmayan seçmenlerin yerleşim yerinin bağlı olduğu muhtarlık bölgesinde oy kullanması gerekecektir. Ancak yerleşim yerinde değil de sistemde “diğer adres” olarak kayıtlı bulunan adresinde oy kullanmak isteyen seçmenin SEÇSİS veya E-DEVLET gibi elektronik ağlar üzerinden kolayca başvuru yapmak suretiyle ya da herhangi bir ilçe seçim kurulu aracılığıyla Yüksek Seçim Kurulu’na beyanda bulunmak suretiyle sistemde kayıtlı “diğer adresini” tercih etmesi kanunun amacına en uygun yöntemdir.
  • 7039 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle nüfus kaydındaki “diğer adres” bilgisinin kamu hizmetlerinde yerleşim yeri ile aynı hukuki değerde kabul edilmesi, özellikle yurt dışında yaşayan ve Türkiye’de oy kullanmak isteyen vatandaşlar açısından yararlı olmuştur. Bilindiği gibi, yurt dışındaki vatandaşlarımızın yaşadıkları ülkelerdeki ikamet adresleri Türkiye’deki adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olarak yer almaktadır. Ancak Türkiye’de yapılan bazı işlemlerde bu durum karışıklığa neden olmaktaydı. Örneğin, yurt dışındaki vatandaşlarımızın ikinci adres olarak belirttikleri Türkiye’deki ikamet yerleri, yerleşim yeri adresi olarak kayıtlara geçmekte, bu nedenle yurt içi seçmen kütüğüne kayıtlı olarak görülen bazı vatandaşlarımızın yurt dışındaki seçimlerde oy kullanmaları mümkün olmamaktaydı. 7039 sayılı kanun ile yapılan değişiklik sayesinde seçmen listelerinin oluşturulmasında yerleşim yeri adresi ile aynı hukuki değere sahip olan “diğer adres” bilgisi de esas alınacağından yurt dışındaki seçmenlerimizin bu sorunu giderilmiştir.
  • Beyana dayalı olarak kolay bir usulle seçmene sistemde kayıtlı hangi adresinde oy kullanacağını tercih etmesine imkan vermek yararlı bir uygulama olmakla birlikte, seçmenin sisteme yerleşim yeri ve diğer adreslerini bildirmesi belli prosedürlere ve hatta denetimlere tabi olmak zorundadır. Adres bildiriminde gerçek dışılığın ve sahteciliğin önüne geçilmesi, 7039 sayılı kanunla getirilen kolaylığın istismarının önlenmesi ve özellikle yerel seçimlerde yörenin gerçek seçmeninin tercihini yansıtmayan sonuçlara yol açabilecek sanal seçmen hareketlerinin önüne geçilmesi ciddi tedbirler alınmasını zorunlu kılmaktadır. Artık burada külfet seçmene değil, idareye düşmektedir. Bir bakıma yerleşim yerinin tekliği ilkesini esneten yasa değişikliğinin sakıncalarını giderecek çalışmaların da yapılması büyük önem arz etmektedir.
  • Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan Adres Kayıt Sistemi Uygulama Yönergesi’nin “diğer adres” başlıklı 7. maddesi, “(1) Yerleşim yeri dışında kalan ve geçici süre ile oturulan yazlık, kışlık, ikinci veya üçüncü konutlara ait adres bilgileri kişinin talebi halinde diğer adres olarak tutulur. (2) Kişilerin diğer adreslerini bildirme zorunlulukları yoktur. Ancak kişiler yerleşim yeri adresleri ile birlikte veya ayrıca diğer adreslerini de bildirebilirler” şeklindedir.
  • Yönergenin 10. Maddesinde “(1) Yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerinin değişikliğine ilişkin bildirimler şekli ve kapsamı Bakanlıkça belirlenmiş olan formlar ile yapılır. Bildirimlerde kişilerin beyanı esas alınır. (2) Yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerinin değişikliğine ilişkin bildirimlerin; Türkiye’de yaşayan vatandaşlarımız ve yabancılar tarafından Adres beyan formu (A), yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız tarafından ise Adres beyan formu (B) doldurulmak suretiyle yapılması zorunludur. (3) Adres beyan formundaki bildirimler aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. (4) Bu formların dışında yapılmış olan bildirimler işleme alınmaz” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş ve adres kayıt prosedürü anlatılmıştır.
  • Yönergenin 14. maddesinde adres bildirimlerinin yapılma usul ve esasları anlatılmıştır. Madde incelendiğinde, kişinin kimliğini isbat etmesi halinde gerek şahsen gerek elektronik ortamda bildirimde bulunduğu adresin doğruluğunu ya da o adresle kişinin yaşamsal ilişkisini belirleyen bir ispat aracı istenmediği, doğrudan beyanın esas alındığı görülmektedir. 2
  • 7039 sayılı Kanunla getirilen değişikliğe göre “diğer adres” olarak bildirilen adresin kamu kurumları nezdinde yerleşim yeri olarak bildirilen adresle aynı hukuki nitelikte kabul edileceği düşünüldüğünde, sadece beyana ve güven esasına dayalı olarak “diğer adres” kaydı yapmanın uygulamada özellikle yerel seçimlerde birçok sakıncalara beraberinde getireceği muhakkaktır. Geçmişte belli prosedürlere tabi olmasına rağmen sahteciliklerin önüne geçilememiş, yaşanan sorunlar zaman zaman yargıya da yansımıştır. (Bkz. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 08/06/2016 tarih ve 2015/9633E – 2016/19295K). Sadece beyana dayalı adres bildirimi ve bu adreslerin seçimlerde YSK tarafından re’sen dikkate alınması bu sorunlarında daha fazla yaşanacağını düşündürmektedir. Özellikle terörün yoğun yaşandığı bölgelerde baskı altında seçmen hareketlerinin yoğun yaşanabileceği, az oy farkıyla sonuçların ortaya çıkabileceği küçük yerleşim birimlerinde seçim sonuçlarına doğrudan etki edilebileceği hususu göz ardı edilmemelidir. Bunun için gerek yerleşim yeri kaydında ve gerekse diğer adres kaydında kişiye bu adresle yaşamsal ilişkisini ortaya koyan ispat araçları istenmelidir. Bunlar adrese dayalı hizmet veren elektrik, su, doğalgaz idarelerine aboneliği gösteren belgeler olabileceği gibi, çocuğun okul kaydı, kendisinin veya eşinin iş ve ticari ilişkisi, süreklilik arz eden dönemsel ikamet gibi durumları ortaya koyan belgeler de olabilir. Yine günümüz iletişim teknolojisinden yararlanılarak bir kimsenin bir adresi yerleşim yeri veya diğer adres olarak göstermesi durumlarında, o adrese daha önce kayıt yaptırmış olan kişilerin sistemde kayıtlı telefon veya elektronik posta adreslerine otomatik olarak bilgi mesajı iletilmelidir. Muhtarlıkların ve kolluğun da gerekli tedbirleri alması, seçmen kaydı olan binaların kullanılabilir durumda olup olmadığı hususunun belli periyotlarla denetlenmesi sağlanmalıdır.

Yorum yapabilmek için Giriş yap ya da Kayıt ol.

BİZİ TAKİP EDİN

Twitter

Facebook