24.11.2020, Salı 13:09 0 Yorum | 168 Görüntülenme

#Sigortalılık Süresinin Ve Yaşlılık Aylığına Hak Kazanıldığının Tespiti|

 

#Sigortalılık Süresinin Ve Yaşlılık Aylığına Hak Kazanıldığının Tespiti|

BELGE NO: 7

KAVRAMLAR

:

#Hizmet Akdi|  #Hizmet Süresi|  #İbra|  #İsteğe Bağlı Sigortalılık|  #Kanunların Geriye Yürümemesi|  #Kazanılmış Hak|  #Kurum İşleminin İptali|  #Meslek Kuruluşları|  #Sigortalı Sayılanlar|  #Sigortalılık Süresi|  #Sosyal Güvenlik Kurumu|  #Tescilini Yaptırmayanlar Hakkında Yapılacak İşlemler|  #Vergi Kaydı|  #Zorunlu Bağ-Kur Sigortalılığı|

HUKUKİ TARTIŞMA

:

#1479 sayılı kanun’a tabi zorunlu sigortalılık koşulları bulunup bulunmadığı ile tmk'nun 2. Maddesinin uygulama yeri olup olmadığı|

İLGİLİ MEVZUAT

:

#1479.s.|Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Bağ-Kur.K.|m.2|

GÖREV

:

İş Mahkemesi

İLGİLİ İÇTİHATLAR

:

Hukuk Genel Kurulu 2013/760 E. , 2014/390 K.

AÇIKLAMALAR

:

#Taraflar arasındaki “tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Yozgat İş Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 27.04.2010 gün ve 2009/311E. 2010/229 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 01.03.2012 gün ve 2010/7048 E. 2012/2810 K. sayılı ilamı ile;

Dava, davacının 22.03.1985-12.12.1985 tarihleri arasında zorunlu Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali ve 01.07.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.

1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesi değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.

Dava, sigortalılık süresinin ve yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti istemine ilişkindir.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının vergi ve oda kaydı uyarınca 22.03.1985 tarihinden itibaren Kurumca Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edildiğini, ancak aylık talebi üzerine yapılan inceleme sonucunda Kurumun 22.03.1985-12.12.1985 dönemine ait sigortalılık süresini iptal ederek, sigortalılık süresi ve yaş şartlarını taşımadığı gerekçesiyle aylık talebini reddettiğini, Kurumun aldığı primleri yıllarca kullandıktan ve sigortalıya sosyal güvenlik konusunda ümit verildikten sonra sigortalılık süresini iptal işleminin iyiniyet ile bağdaşmayacağını belirterek, davacının 22.03.1985-12.12.1985 tarihleri arasında primleri tahsil edilen sürede esnaf Bağ-Kur sigortalılığının geçerli olduğunun ve 01.07.2009 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini talep etmiştir.

Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu (Devredilen Bağ-Kur) vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 22.03.1985 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun’a tabi sigortalı olarak tescil edildiğini, yaşlılık aylığı talebi evrakında oda kaydının başlangıç tarihinde farklılık olması nedeniyle mahallinde tespit tutanağı tutulması için kontrol memurluğuna yazı yazıldığı ve sonucunun beklendiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Uyuşmazlık, 22.03.1985-12.12.1985 tarihleri arasında davacının 1479 sayılı Kanun’a tabi zorunlu sigortalılık koşulları bulunup bulunmadığı ile olayda TMK'nun 2. maddesinin uygulama yeri olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

sosyal güvenlik hakkı, temel insan haklarından olup, uluslararası hukuk normları ile Anayasada güvence altına alınmıştır. Ülkemizin ekonomik, sosyal ve kültürel değişimi sosyal güvenlik haklarına olumlu yansımakla birlikte, kimi zaman bu hakları sınırlayıcı düzenlemelere gidildiği de görülmektedir.

dava; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4/1-b bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkindir, ancak 5510 sayılı Kanun’un geçiş hükümlerini düzenleyen Geçici 7. maddesinde yer alan “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı, 02/09/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08/06/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20'nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir.” hükmü uyarınca ve kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının mülga 1479 sayılı Esnaf Ve Sanatkarlar Ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu olduğu belirgindir.

Davanın yasal dayanağı olan, mülga 1479 sayılı Esnaf Ve Sanatkarlar Ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, zorunlu sigortalılık şemsiyesi altına en son alınan “esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlara” Kanun’da yazılı sosyal güvenlik hükümlerini uygulama amacını taşımakta olup, 26. madde ile sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağını, bu Kanun’a göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğunu, aksi durumda Kurum tarafından resen tescil işleminin yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Kanunun tanımlanan amaca ulaşma yolunda, uygulamada rastlanılan kimi sorunlar nedeniyle “kanunun amacı, sigortalı sayılanlar ve sayılmayanlar” başlıklı 24. madde ve buna paralel olarak “sigortalılığın başlangıç ve bitiş tarihi” başlıklı 25. maddede sık sayılabilecek değişiklikler yapılmıştır.

01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanun’un 24 üncü ve 25 inci maddelerinde kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler, meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren zorunlu sigortalı sayılmış iken, anılan maddelerde 2229 sayılı Kanun ile yapılan ve 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik ile, meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, kendi adına ve hesabına çalışma olgusu sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir.

Daha sonra, anılan Kanun’un 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun’la değişik 24 üncü maddesinin (1) numaralı bendinin (a) ve (h) fıkralarında, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların zorunlu sigortalı kabul edilebilmesi için, esnaf ve sanatkârlar gibi ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar yönünden vergi kaydı, gelir vergisinden muaf olanlar yönünden kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı bulunma koşulu getirilmiştir.

Buna göre yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “...gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar” mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıt oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadırlar.

Bunun yanında, 1479 sayılı Kanun’a yine 2654 sayılı Kanun ile eklenen “Tescilini yaptırmayanlar hakkında yapılacak işlemler” başlıklı Ek Geçici 13. madde hükmünde, sigortalılık niteliğini taşıyanlar yönünden Kanun’un tanıdığı hak ve mükellefiyetlerin, 2654 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 20.04.1982 tarihinden başlatılacağı öngörülmüştür. madde, sigortalılık niteliğinin edinilmesi yönünden değil, sadece sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başlayacağı tarih yönünden norm içermekte olup, sigortalılık niteliği yönünden yapılacak değerlendirmeler ise, sigortalılığa esas alınacak kayıt ve/veya çalışma tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre yapılacaktır.

1479 sayılı Kanun’un 24. maddesi, 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun’la bir kez daha değiştirilip kapsam genişletilerek, gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar (vergi kaydı bulunanlar) veya esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı bulunanlar ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olanlar zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiştir.

04.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 1. maddesi hükmü; “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar. Ancak, 1479 sayılı Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla, 20.4.1982 tarihinden bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreler, bu süreye ilişkin primleri, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” ifadelerine yer vermekte ise de, Anayasa Mahkemesi’nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 günlü kararı uyarınca anılan 619 sayılı KHK tüm hükümleriyle iptal edilmiştir.

619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa Mahkemesi’nce iptalinden sonra, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle bu kez; gerçek ve basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyet tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkarlar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıt olanlar ise talep tarihinden itibaren zorunlu sigortalı olarak Kanun kapsamına alınmışlardır.

02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle, esnaf ve sanatkarlar ile diğer bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden muaf olanlardan, Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiş ve 4956 sayılı Kanun’un 47. maddesiyle Bağ-Kur Kanunu’na eklenen Geçici 18. madde ile bu kez; sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı hüküm altına alınmıştır.

4956 sayılı kanun ile 1479 sayılı Kanun’un 24. maddesinde yapılan düzenleme, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihine kadar geçerliliğini korumuş, 5510 sayılı Kanun'un kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların sigortalılık koşullarını düzenleyen 4 üncü maddesinin (b) bendinin (1) ve (2) fıkralarında ise ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiştir.

Yukarıda da açıklandığı üzere, sigortalılık niteliği yönünden yapılacak değerlendirmeler, sigortalılığa esas alınacak kayıt ve/veya çalışma tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre yapılacağından somut olayda, davacının 22.03.1985 tarihinden sonraki dönemde sigortalılık niteliğinin varlığı sorunu da, 1479 sayılı Kanunun 3165 sayılı Kanun’la değişik 24 ve 25. maddeleri doğrultusunda çözümlenmelidir.

1479 sayılı Kanun’un 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile değişik 24. maddesi uyarınca gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar (vergi kaydı bulunanlar) veya esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı bulunanlar ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olanlar zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiştir.

Yukarıdaki açıklamaların ışığında, uyuşmazlık konusu 22.03.1985–29.11.1985 tarihleri arasında kalan dönemde vergi, meslek kuruluşu ve esnaf sicil kaydı olmayan davacının, 1479 sayılı Kanun’un 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile değişik 24. maddesi uyarınca aranan sigortalılığa esas kayıtlarının mevcut olmaması nedeniyle, 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabulü mümkün değildir. Yine davacının geriye dönük gerçekleştirilen prim ödemelerinin isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirilebilmesi de olanaksızdır.

davacının iyiniyet kurallarından yararlanabilmesi için, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermiş olma koşulunun varlığı aranmalıdır. Kanun, sigortalılık koşullarının bulunmaması karşısında, davalı Kurumu hatalı işleme sevk etmek suretiyle geçmişe yönelik primlerin tahsil edilmesi olgusuna hukuki bir sonuç bağlamamıştır. Bu yolla elde edilen sigortalılık süresi yönünden davacı yararına kazanılmış hak oluşmayacağı, davacının yanıltması sonucu gerçek koşulların yıllar sonra öğrenilmesinin hatalı işlemi geçerli hale getirmeyeceği hukuksal olgusu dikkate alınmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 23.01.2008 gün ve 2008/10-41 E. 2008/31 K.; 09.05.2007 gün ve 2007/10-240 E. 2007/267 K.; 15.06.2005 gün ve 2005/21-321 E. 2005/385 K. ile 25.6.2003 gün ve 2003/21-363 E. 2003/420 K. sayılı kararları).

mesleği nakliyecilik olan davacının, sigortalılık bilgilerinin kontrolü amacıyla düzenlenen ve kendisi tarafından Kuruma ibraz edilen 20.05.1997 tarihli belgede yer alan meslek kuruluşu kayıt tarihinin, gerçek kayıt tarihi yansıtmadığını fark etmemesi mümkün olmadığı gibi, Kurumca davacı tarafından ibraz edilen belgede yer alan hatalı oda kaydı başlangıç tarihi esas alınarak, sigortalılık başlangıç tarihinin 29.11.1985 tarihinden 22.03.1985 tarihine çekilmesine sessiz kalarak, bu döneme ilişkin olarak istenen primleri yatırmasının iyi niyet kuralları ile bağdaştırılması da mümkün değildir.

Meslek kuruluşuna kaydını kendisi yaptıran davacının, oda kaydının başlangıç tarihinde yanılgıya düşmesi hayatın olağan akışına da aykırı olduğu gibi, bu hatanın yıllar sonra ortaya çıkmış olması, davacının başlı başına iyiniyetli olarak kabulüne olanak vermemektedir.

SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8/3. fıkrası uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26.03.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.||

Av. Halil ÖZYOLCU - Çukurambar, 1463. Cadde, No: 4/7, Çankaya/ANKARA – Tel: 312.2846063         Belge No: 7

Yorum yapabilmek için Giriş yap ya da Kayıt ol.

SON EKLENENLER

#Cismani Zarar|

#Cismani Zarar|

07.12.2020

BİZİ TAKİP EDİN

Twitter

Facebook

POPÜLER HABERLER